Sınavlar Olmasa!

Sınav, öğrenilen bilginin ne ölçüde ve ne şekilde öğrenilmiş olduğunu gösteren en temel ölçümdür. Küçük yaşlardan itibaren okullarda gerçekleştirilen sınavlar, aslında öğrenci için yararlı bir değerlendirmedir. Aynı şekilde çocukların kariyer eğilimlerini ve yetenek alanlarını belirlemek için de üst sınıflarda gerekli bir araçtır. Tüm yararlılığına rağmen, bu etkili ve gerçekçi değerlendirme yöntemini öğrenciler ve aileleri için sıkıntılı bir durum haline dönüştüren koşullar nereden çıkmaktadır? Sınav neden endişe ile birleşmiş haldedir? Bu bültenimizde sınava dair, her yaşta duyulan kaygının nedenlerini anlamaya ve onları gidermek için alınacak tedbirleri keşfetmeye çalışacağız.

Kaygı Ve Korku Farkı

Kaygı ve korku duygusunu tanımlarken;   belirgin tek bir kaynağı olmayan duygu durumuna kaygı; nedeni belli olan, böcekten korkmak, karanlıktan korkmak, yalnızlıktan korkmak gibi nedeni belli olan duygu durumuna korku diyoruz.  Öğrencinin kaygısını anlamak için çok yönlü bakarak ve bu bakış açısında öğrenciye ait olan veya dışarıdan etki eden nedenleri bularak kaygı durumunu çözümleyebiliriz.

Çocuklar Neden Sınavdan Kaygı Duyar?

Sınav kaygısının altında birçok neden yatıyor olabilir. Öğretmenlerinin ve/veya ailesinin güvenini sarsmak endişesi, öğretmenlerinin çabasının boşa gideceğini düşünerek kendisini suçlamak, kendisinden beklenen düzeyde başarı sağlayamayacağını düşünmek, öğrenme yeteneğine ve gücüne inanmamak gibi nedenler olabilir.

Çocuklar varlıklarının tehdit altında olduğunu hissettiren ipuçları yakaladıklarında, zihinleri ve sinir sistemleri farklı bir işleyişe geçer. Bilgiyi ve hareket için gerekli mesajları ileten sinir hücreleri arasında kimyasal bir bozulma başlar. Bizler ‘kaygılı olma halini’ dışarıdan bazı belirtilerle görürüz:

Kaygının Zihinsel Belirtileri:

  • Dikkat dağınıklığı (Dikkati çalışmaya verememe veya çalışma esnasında çelinme),
  • Odaklanamama (Çalışmanın kalitesinin bozulması, kopması),
  • Sınavın sonucu ile ilgili tekrarlayıcı biçimde olumsuz öngörülerde bulunma,
  • Sürekli çevresindekiler tarafından onay alma, rahatlatılma ihtiyacı vb. belirtilerle ortaya çıkabilir.

Kaygının Davranışsal Ve Fiziksel Belirtileri:

  • Sınavlardan kaçınma,
  • Sınav sırasında dona kalma, bilgiyi çağıramama,
  • Baş ağrısı, ellerin soğuk ve terli olması, yorgun ve halsiz hissetme,
  • Uyumakta zorlanma,
  • Mide ve bağırsak sistemine ait sıkıntılar, iştahsızlık,
  • Kalbin hızlı çapması vb. belirtilerle ortaya çıkabilir.

Kaygının Duygusal Belirtileri:

  • Gözlemlenebilir düzeyde huzursuzluk, sinirlilik, yersiz ağlamalar, uykusuzluk, iştahsızlık olarak ortaya çıkabilir.

 

Kaygı seviyesi yukarı çıktıkça başarı düşer çünkü sinir sisteminin kaygıya verdiği alarm tepkileri kişiyi tüm gücüyle kaçma veya savaşma haline sokar. Bu durumda bilişsel işlevlerimiz yavaşlar ve bilgilerin aktarılması güçleşir. Hiç endişe duyulmaması durumunda ise, kişiyi amacı için harekete geçirecek bir enerji yok olur ve çocuk öğrendiklerini sınavlarda ortaya koymayı önemsemez, bu da başarıyı düşürür. Engellemeyen ama harekete geçiren kaygı seviyesi başarıyı getirir.

Kaygı Duyan Çocuğumuza Yaklaşımımız Nasıl Olmalıdır?

  • Sınavların, bilgimizi ölçmek için kullanılan bir ölçek olduğunu, o dersle ilgili öğrenilmemiş olan bilginin tespiti için yapıldığını açıklamak,
  • Sınav sonucunun, kişilikle, öğretmen ve veli ilişkisi ile ilgili bir sonuç çıkarmadığını öğrenciyle paylaşılması gerekir.
  • Sınav sonuncu ne olursa olsun, ailenin ve öğretmenlerinin kendisine karşı sevgisinde bir değişiklik yaratmayacağı söylenmeli,
  • Sınav sonucunun değişe bilirliği olduğu, bunun kendisinin elinde olduğunu amacın bilgiyi öğrenmek olduğunu öğrencinin anladığından emin olmamız gerekir.
  • Sınav kaygısı ile başa çıkmada sizlerin evde kullandığınız yöntemlerde etkili bir sonuç alamıyorsanız, istediğiniz gibi bir gelişme gözlemleyemiyorsanız; profesyonel yardım almak doğru olacaktır. Okuldaki biz Psikolojik danışman ve rehber öğretmenlerine yürüttüğümüz bireysel ya da grup çalışmalarına çocuğunuzun katılması için çocuğunuzu teşvik edebilirsiniz. Bizim ülkemizde, öğrencilerin genel olarak rehberlik servisleri ile ilgili olumsuz inançları vardır. Birçok öğrenci rehberlik servisine “sorunlu ve/veya yaramaz çocukların” gönderildiklerini düşündüklerinden rehber öğretmenlerden yardım almayı reddedebilirler.

Ailelere düşen görev, rehber öğretmenler ile işbirliği yaparak sınav kaygısı yaşayan çocuğunuzu çalışmalara katılması için cesaretlendirmektir. Okulumuz rehberlik servisi çocuklarımızla ilgili her türlü desteği vermek için hazırdır.

About the Author

Özgür Yurttutan