Aşırı Otoriter ve Baskıcı Anne-Baba Tutumu ile yetiştirilen çocuk ve ergenlik dönemi

Aşırı otorite ve baskıcı anne babalar, çocuğa genellikle küçük yaştan itibaren sevgi ve şefkat göstermez çünkü çocuğun bu ilgi ve şefkatten ötürü şımaracağını düşünür. Bu şekilde büyüyen çocuk çevresinde ki tüm canlılara ve yaşam alanında ki her türlü eşyaya da bu şekilde davranmayı öğrenir. Sokak hayvanlarına zarar vermekten çekinmeyen birçok yetişkin bu şekilde büyütülmüştür. Kendisine sevgi gösterilmemiş ve küçüklüğünde zarar görmesine karşın şefkat görmemiş çocuk yetişkin olduğuna hayvanlara, doğaya, eşine ve çocuklarına da aynı şekilde acımaz ve onlara karşı sevgisiz olur.
Baskıcı tutumun hâkim olduğu aile ortamı gergindir. İlişkilerde korku ve kızgınlık duyguları egemendir. Kendisine sürekli kızılan ve yanlış yaptığı duygusu verilmiş çocuk suçluluk hissederek büyür. Üzerinde ki suçluluk duygusunu rahatlatmaya çalışacağı için kendisi hariç herkeste hata bulur. Kendiyle yüzleşemez. Dolayısıyla da yapılan olumsuz eleştirilere kapalıdır ve değişim gösteremez. Bu tutumu aslında anne babasından öğrenen çocuk henüz ailesi ile birlikte yaşarken de öğrendiklerini aynen yansıtır. Birçok anne babanın ergenlik döneminde ki çatışmaları ve ergene, yaptıklarının doğru olmadığını anlatmaya çalışma çabaları da çoktan öğrenmiş olduğu ‘suçu reddet’ iç sesiyle direnç gösterir. Böylece aile içinde ki çatışma artar.


Sürekli eleştirilen çocuk da aynı ailesi gibi anne babayı ergenlik döneminde eleştirir. Ebeveynlerin ‘Her şeyimizi eleştiriyor bizi hiç beğenmiyor’ cümlesi birazda buradan temeli destek alır. Çocuğu dinlemek, anlamaya çalışmak gibi duygusal paylaşımlar olmadığı için, dinlemeyi bilmeyen, anlamaya çalışmayan bir çocuk oluşur. Anne baba baskıyla doğrularını kabul ettirdiği için benlik saygısı gelişmemiş ve kendine ait doğrularını savunamayan bir birey olarak yetişkin olduğunda, pasif, haklarını savunamayan ve inandığının arkasından gidemeyen biri olarak, sahip olduğu donanımı ortaya koyamaz ve uğradığı haksızlıklara da direnemez. Bugün ülkemizde gördüğümüz ve çoğumuzu rahatsız eden durumlardan örnekler verelim.
Kadın evde eşinden dayak yer çünkü kocasının ailesinden aldığı yukarıda bahsettiğimiz baskıcı davranış biçimini eşine yansıtır ve eşi de gene yukarıda bahsettiğimiz hakkını savunamama kişiliğini kazanmıştır. Bu aile yapısında yetişen çocuklar ailelerin kendilerine öğrettiği davranış biçimlerinden en çok maruz kaldıklarına bürünürler. Yani bu tutumların hangisinin en çok olma olasılığı var bunu ancak zaman içinde görürüz. Ne yazık ki bu zaman geldiğinde bazı şeyleri değiştirmek artık çok zordur. Dayak yemek, baskıcı koca örneği, bu şekilde yetişmiş birçok kadın için direnç gösterilmesi gereken bir şey bile değildir.
Ebeveyn anlatırken, ‘Hocam, arkadaşları elinden harçlığını alıyor, kalemini silgisini alıyor bizim ki açıp da ağzını hiç bir şey diyemiyor’ cümlesi en çok duyduklarımdandır.

Anne babanın (çocuğun algısıyla ilk otoritenin) doğrularını benimseyen çocuk, arkadaş grubunda liderlik eden baskın karakterli arkadaşının dediklerini de doğru kabul etme eğiliminde olabilir. Bu durumda o lider arkadaşının suça eğilimi olduğunda veya risk taşıyan davranışlar konusunda kendisini doğru yaptığına ikna etmesi zor olmayacaktır.
Değerli anne babalar ve/veya tüm çocuk yetiştirme yükümlülüğü olan yetişkinler; bu yazıda bahsettiğim tutum sizin ego’nuz için müthiş bir besin kaynağı iken, çocuğun geleceğinde suça eğilimli, yanlış arkadaşlıklar kuran, evliliğinde ve sürekli iletişimde olacağı iş arkadaşları arasında çok hoşlanılmayan bireyler olacaklardır.

About the Author

Özgür Yurttutan